• bosanma psikolog

    boşanma ve çocuk

    Boşanma çocuklar için oldukça zor bir olgudur.  Aslında bir çeşit şok olduğu söylenebilir.  Çocuk için sanki ölüm yaşanmış kadar zor olabilir. Ancak ölümde bir kesinlik vardır. Boşanmada ise ebeveyn hem vardır, hem de ona ulaşmada güçlükler yaşanabilir.  Bu durum  çocuk açısından oldukça zorlayıcıdır.  Bir yas süreci olarak değerlendirilebilir. Bu süreç yaklaşık 4 ile 12 hafta kadar sürer. İlk tepki olarak çocuklar genellikle anne babanın arasında sorunlar olduğunu, mutsuz olduklarını ve  boşanmanın gerekçesini anlamayabilir. Dolayısıyla boşanma, çocuğa keder, şok, yalnızlık, utanç yaşatabilir. Çocuklar erişkinlere göre daha  benmerkezci olduklarından her şeyi kendilerine yorma eğilimindedirler.  Bu nedenle; Bana ne olacak?, Nerede kalacağım? vs. gibi soruları sorduklarına sıkça rastlanır.


    Küçük çocuklarda taraf tutma da gözlenebilir ama bu sıklıkla yetişkinlerin davranışlarının ve tutum hatalarının  yansımasıdır.

     

    Boşanma, çoğu çocuğu etkiler ama bunun sonucunda mutlaka sorunlu olacaklar anlamına gelmez.  Çocuğun tepkisi ve ne düzeyde zorluk yaşayacağı, ekonomik durum,  çocuğun yaşı, her iki ebeveynin problem çözme yeteneği , her iki ebeveyne ulaşma kolaylığı, üçüncü şahsın varlığı ve yaşanan sorunların şiddetine bağlıdır.

     

     

    Boşanma Sonrası Çocuklar

    Eş rolü biten kişilerin anne baba rollerini titizlikte uygulamaya devam etmesi gerekmektedir. Özellikle de boşanma öncesinde yaşanan tartışmalara tanık olan bir çocuk söz konusu ise bir uzmanla birlikte bu süreci geçirmesini sağlamak çok daha sağlıklı olacaktır. Boşanmanın tüm evresinde yaşanan duyguların çocuklara yansıtılmaması gerekir. Kişi eşini sevmiyor olabilir, her şey bitmiş olsa bile o kişi hala çocuğun annesi ya da babasıdır. Çocuk anne ya da babasının üzülmesini asla istemez. Anne de baba da mutlu ve her şeyin yolunda olduğunu çocuğa hissettirmelidir. Çocuk için birlikte ortak paylaşımlar yine de devam etmelidir. “Biz artık aynı evde yaşamıyor olabiliriz, ama senin annen ve baban olarak yine birlikte olacağız” mesajı yaşanarak verilmelidir. Boşanma sonrasında eşle ilgili olumsuz duygular çocuklara yansıtılmamalıdır. Eşe duyulan öfke mesajları çocukla iletilmemelidir. Bazı çocuklar boşanma sonrasında anne – babalarına onlar üzülmesinler diye duygularını ifade etmekten kaçınarak her şey yolundaymış gibi davranabilir. Burada dikkatli olmak gerekir. Bastırılan bu duygular farklı semptomlarla birden ortaya çıkabilir ( alt kaçırmaları, kekemelik, tırnak yeme gibi )

    Yuva öncesi ve çocuklar bebekler duygularını özel olarak ifade edemediklerinden sıklıkla bedensel tepkiler verirler. Uyku ve tuvalet düzensizlikleri  ve davranışlarında değişiklikler gösterebilirler. Eskiye göre daha huysuz olabilirler.

    6-10 yaş grubu çocuklar  boşanmayı çok sancılı geçirebilirler. Çünkü hayal kurup reddetmeler vardır. Gerçeklerin farkındadırlar ama  sorumlu olmadıklarını bilecek kadar olgun değildirler. Ayrıca olayın sonuçlarından kendilerini soyutlayacak kadar da bağımsız değildirler. Bu yaşlarda giden ebeveyn çok özlenir. Tekrar birleşme için ümit çoktur.

    Ön ergenlik ve ergenlik döneminde kızgınlık , tereddüt, kararsızlık, normal tepkilerdir. Bu kızgınlık, kararsızlık ve şüpheyi başarıyla gizlerler. Ergenlik dönemi evre olarak, ebeveynden ayrılma ve bağımsızlaşma zamanıdır. Ayrıca, çevrenin ve sosyal kabulün önemli olduğu bir devredir. Boşanma zor bir döneme rastlamıştır. Bir ebeveynin tarafını tutma gereği hissederler. Yeni ailenin kurulmasında baş rolü üstlenirler. Bazıları ise, sorun yaratmaya çalışır. Asıl nedeni, disiplin ve sorumluluktan kaçıştır. Olabildiğince bağımsızlığı ele almak isterler.

     

    Boşanma hiç kuşkusuz, çocukların başına gelebilecek en sarsıcı olaylardan birisi ve potansiyel olarak onların gelişmelerini ciddi bir biçimde etkileyecek bir dizi değişikliği de beraberinde getirmektedir. “Potansiyel bir durumdur, çünkü boşanmış bir ailenin bireyi olarak yaşamak kaçınılmaz olarak çocuklara zarar veren bir durum değildir. Önemli olan anne ve babanın evlliliklerinin sona ermesini nasıl karşıladıkları, boşanmadan sonra hayatlarını ve ilişkilerini nasıl sürdükleri ve çocukları ile ilgilenmeye devam etmeleridir.

    Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkileri nelerdir?

    Bihter Gencer: Öncelikle şunu belirtmeliyim ki boşanma doğası gereği sevimsiz ve problematik bir süreç. Çocuklar açısından hiç problemsiz atlatılmasını beklemek mümkün değildir. Çocuklar elbetteki olumsuz etkilenecekler, fakat ne kadar etkileneceklerini ve bu süreçten çocukların minimum derecede etkilenerek çıkmaları -yani kaldırabilecekleri kadar- anne babanın doğru tutumları izlemesiyle mümkün olabilir. Zaten çocuklarda bazı uyum ve davranış problemlerine neden olan boşanmanın kendisi değil, anne babanın boşanma sırasındaki izledikleri hatalı tutumlarıdır.

    Peki nedir bu hatalı tutumlar? Anne babalar neleri yapmamalılar?

    BG: Önce neleri yapmalılar, isterseniz bunu konuşalım. Anne babanın boşanacaklarını çocuklarına nasıl söyleyecekleri çok önemli. Bazen anne babalar çocuğa ne kadar geç söylersek o kadar iyi olur diye düşünürler. Muhtemelen nasıl söyleyeceklerini bilemediklerinden veya çocuğun tepkisinden korktukları için böyle hareket ederler diye düşünüyorum. Fakat kesin karar verildikten sonra en kısa zamanda bunun çocukla paylaşılması önemlidir. Öncelikle anne baba bunu nasıl söyleyeceklerini planlamalılar. Çocuklarının göstereceği tepkiler, soracakları sorular için hazırlıklı olmalılar. Daha sonra çocuğun yaşı ne kadar küçük olursa olsun anne babanın birlikte, çok açık ve net bir dille, boşanmanın ne demek olduğunu tam olarak anlamasını sağlayarak bu açıklamayı yapması gereklidir. Anne baba bir aile ortamı toplayarak şöyle söyleyebilirler: Yavrucuğum sana söylememiz gereken önemli bir konu var. Sen de biliyorsun ki biz uzun zamandır anlaşamıyoruz, hep kavga ediyoruz, bu nedenle boşanmaya karar verdik, artık ayrı evlerde yaşıyor olacağız, yani artık karı koca olmayacağız, fakat senin annen ve baban olmaya ve seni her zaman çok sevmeye devam edeceğiz.Bunu bu şekilde açık bir dille söyledikten sonra çocuğun sorularına cevap vermek, yaşanabilecek olumsuz duygulara ve davranışlara, öfke patlamalarına fırsat tanımak ve kabul etmek gerekir. Çocuklar peki şimdi ben ne yapacağım, evim neresi olacak, nerde uyuyacağım, kim yemek yedirip banyomu yaptıracak, hangi okula gideceğim? gibi kendi güvenlik ve bakımlarıyla ilgili konuları merak ederler. Geleceğin çocuk açısından tahmin edilebilir olması çok önemlidir. Gelecekle ilgili yeni düzenlemeleri çocuğumuza ayrıntısıyla anlatmak gerekir. Ayrıca bize bu konuyla ilgili istediğin soruyu sorabilir, düşünce ve duygularını anlatabilirsin şeklinde iletişim kapılarını açık bırakmakta fayda vardır.

    Peki çocuğun duygularını kabul etmek dediniz, hangi duygular bunlar?

    BG: Alınan haberle ilgili olarak üzüntü, öfke ve kızgınlık, daha büyük çocuklarda anne babayı suçlamalar yaşanabilir. Tüm bu duyguları kabul edici bir tavır çocukları rahatlatır. Ayrıca bütün çocuklar bilinçli olarak veya bilinçdışından anne babasının kendileri yüzünden boşandıklarını düşünürler. Genelde kavgaların çocuk yetiştirmeyle ilgili görüş farklılıkları dolayısıyla yaşanması en azından görünüşte böyle olması- nedeniyle böyle düşünebilirler. Bu düşünce de çocukta suçluluk duygularını da beraberinde getirir. Anne babalar çocuğa bu kararımız asla seninle ilgili değil, senin yüzünden boşanmıyoruz, seni hep sevmeye ve korumaya devam edeceğiz şeklinde defalarca söylemelidirler.

    Çocuğumuzun duygularını kabul ederken, onları kendi duygularımızdan da haberdar etmek yerinde olacaktır.Biliyorum üzüldün, ben de çok üzgünüm, keşke bunu yapmak zorunda olmasaydık gibi. Çocuğumuzu korumak adına hiçbir şey yokmuş gibi, sanki üzülmüyormuşuz gibi davranmaya çalışmak çocukta kafa karışıklığına neden olur, duyguların doğru ifade edilmesi konusunda yanlış bir model temsil eder.

    Evet başta yapılmaması gerekenler demiştik... Nedir bu hatalı olan tutumlar?

    BG: Çocuğumuz sözkonusu olduğunda medeni ve mantıklı davranabilmek çok önemli. Ne de olsa karı kocalık biter ama anne babalık hayat boyu devam eder. Çocuğun doğumgünü, okulun ilk günü, son günü, mezuniyet töreni gibi zamanlarda anne baba olarak çocuğun yanında olunması için bu medeni ilişkiye ihtiyaç vardır. Karşı tarafa ne kadar kızgın olursak olalım bu öfke duygularımızı çocuğumuzla olan ilişkimizden ve onun karşı tarafla olan ilişkisinden ayırabilmeyi başarmak zorundayız. Unutmayalım ki çocuğumuz bizim hissettiğimiz kızgınlıkları hissetmek zorunda değildir. Elbetteki anneyi de babayı da çok sever, sevmeye devam edecektir, hatta yaşadığı kayıp duygularıyla daha da bağlanabilir. Bırakalım çocuğumuz karşı tarafı sevmeye devam ettiği hiçbir suçluluk duygusuna kapılmadan rahat rahat ilişkisinin tadını çıkarsın. Bunun tamamen sizin tarafınızdan kabul edilebilir olduğunu çocuğa anlatmalı ve hissettirmeliyiz. Hatta yeni eşler sözkonusu olduğunda dahi bu yeni yetişkinlerle de sağlıklı ilişkiler kurabilmesini desteklemeli ve oluşabilecek rekabet duygularımızı da sadece kendimize saklamalıyız.

    Çocuğumuza yaşadığımız kızgınlıkları yansıtmak, çocuğu taraf olmaya zorlamak, haklı olduğumuzu çocuğa kabul ettirmeye çalışmak, karşı tarafı kötülemek, çocukla karşı tarafa mesajlar göndermek, şimdi olmasa bile bir gün gelip bizim haklılığımızı kabul edecek gibi fantaziler kurmak, sadece işleri daha da komplike hale getirmekten başka hiç bir işe yaramaz.

    Boşanma sonrasında genel olarak çocuk annede kalıyor ve babayı çok daha az görüyor. Doğal olarak daha fazla özlüyor. Bu durumda babaların nasıl davranması gerekir?

    BG: Babayı veya haftasonları kimde kalıyorsa çocuğun bu ebeveyni daha fazla özlemesi elbetteki normaldir, fakat bu ilişkinin ille de sağlıksız olacağı anlamına gelmez. Çocukla geçirilen zaman kaliteli olduktan sonra sağlıklı bir ilişki devam edebilir.

    Psikologlar kaliteli zamandan çok sözederler. Nedir bu kaliteli zaman?

    BG: Babanın çocuğu o lunaparktan bu alışveriş merkezine gezdirmesi ve pahalı hediyelerle kendince gönlünü alması yerine evde yerde gözgöze dizdize sevgi yoğunluğuyla oynanan yarım saatlik bir oyunun, veya çocuğun ve babanın kendi hayatlarıyla ilgili yapılan derinlemesine sohbetlerin yerini hiçbir pahalı aktivite tutamaz. Bu bağlamda tekrar etmek istiyorum: Boşanma sonrasında babanın haftasonları ne zaman saat kaçta alıp geri getireceği, bir saat değişikliği varsa veya çocuğu alamayacaksa önceden bunun çocuğa bildirilmesi gibi konular çocuğun hayatının tahmin edilebilir olması ve belirsizlik duygularıyla başedebilmesi için hayati önem taşır. Ayrıca boşanma sonrasında iki evde de temel kuralların birbirine yakın olması (yatma vakti, yemek, tv saatleri gibi) çocuk için daha uygundur.

    Boşanma sürecinde mutlaka bir psikoloğa başvurmak gerekli midir?

    BG: Başta da söylediğim gibi çocukta oluşabilecek duygusal problemlere, uyum ve davranış güçlüklerine boşanmanın kendisi neden olmaz. Boşanma sürecindeki hatalı tutumlar bu sonucu doğurur. Eğer doğru tutumlar izlenirse muhakkak psikoloğa başvurmak gerekli olmayabilir. Yine de bu süreci sağlıklı geçirebilmek için bir kaç danışmanlık seansı yararlıdır. Bu verilen bilgiler boşanma sırasında genel olarak nasıl davranmalı bilgileridir. Elbetteki her aile kendine özgüdür ve bireysel farklılıklar sözkonusudur. Bu nedenle aileye özgü danışmanlık alınmasında fayda vardır.

     

    Kaynak : Bihter Mutlu Gencer

Tüm çocuk ve ergen sorunlarınızın çözümü için,yılların tecrübesi ile İzmir ve Bodrum'da en etkili terapi yöntemleriyle kalıcı ve profesyonel çözümler için bize ulaşın.

Online başvuru sistemimizi kullanıp,

Uzmanımız Klinik Psikolog Evlilik Terapisti

Aile Psikolog Sinem Malkoç'dan randevu almak icin burayi tıklayınız.

aile psikolog