eşcinsellik

Eşcinsellik (Homosexuality):

Eşcinsellik nedir?

 

Eşcinsellik, kişinin cinsel anlamda kendi cinsine ilgi duyması olarak tanımlanmaktadır. Toplum içinde, erkek eşcinseller kendilerini gay, kadın eşcinseller kendilerini lezbiyen olarak tanımlamaktadır.

Dünyanın kabul ettiği tanı sınıflama kriteri DSM-4(Türkiye’de DSM-4TR), 1974 yılından  beri Amerikan Psikiyatri Birliği, 1992 yılında Avrupalılar (ICD) homoseksüelliği ruhsal bozukluk sınıflamasından çıkarmışlardır.

Yapılan bilimsel çalışmalarda, eşcinselliği, cinsel kimlik olarak benimsemiş kişilerde, ruhsal sorun olarak değerlendirilebilecek herhangi bir belirtiye rastlanmamıştır. Cinsel kimliğini sorun olarak algılayan, ailesiyle cinsel kimliği nedeniyle sorun yaşayan, toplumsal yönden cinsel kimliğini saklamak zorunda hisseden kişilerde, ancak asıl sorun olarak değerlendirilebilecek  belirtiler ortaya çıkmaktadır.

Eşcinsellikle ilgili ilk farkındalık genellikle ergenlik çağında ortaya çıkar. Bu tür bir durumla karşılaşan profesyonellerin davranışlarının çok özenli olması gerekmektedir. Bunlar (Davies 1996);

ü      Danışanın gizliliğine, özel yaşamına saygı gösterilmeli,

ü      Ancak danışanın İzin vermesi durumunda aile ile profesyonel anlamda bir görüşme yapılabilir. Ailenin ergeni ya da kendini suçlayıcı yaklaşıma girmemesi sağlanmalıdır. Ergenin duygulanımı, ailenin bu yeni durum ile ilgili hissettikleri, olumsuz tutumlar gösterilirse yaşanabilecek olumsuzluklar üzerinde durulmalıdır.

ü      Eşcinsellik konusunda  bilgilendirme yapılmalı,

ü      Asıl sorunun kişinin cinsel tercihinin olmayıp, kalıp yargılar ve suçlamalar (homofobi) olduğu, bunların çözümlenmesinin gerekliliği vurgulanmalı,

ü      Ergenin bireysel özgüvenini yükseltecek çalışmalar yapılmalı,

ü       Ergen ve ailesi için yararlanabilecekleri eşcinsel kuruluşların ve yayınların listeleri verilmeli,

ü      Ergene aids ve yaşayabileceği diğer riskli durumlara ait bilgilendirme yapılmalı,

dır. Bunların yapılması eşcinsel kişinin yaşamında görece olarak daha iyi bir döneme başlamasına yardım edecektir.

 

Türkiye’de Eşcinsellik

Eşcinsellik, istatistiksel anlamda, farklı toplumlarda farklı oranlarda görülmektedir. Doğal olarak, farklı şekillerde değerlendirmeler yapılmaktadır. (Kabullenici veya yok saymaya yönelik) Gelişmiş ülkelerde ve batı ülkelerinde eşcinseller iyi sayılabilecek bir seviyede örgütlenmişledir. Bu örgütlenmeler, kendi yaşamsal haklarını koruyabilmelerine, sorunlarıyla başa edebilmelerine yardım etmektedir. Bu örgütlenmeler sayesinde terapistler, eşcinsellere ve ailelerine, sorunlarının çözümünde destek verebilirler.

Türkiye’de eşcinsellik konusunda, cinselliğin diğer alanlarında olduğu gibi, kafalar karışık görünmektedir. Bizim toplumumuzda, cinsellik alanındaki roller belirgin olarak ayrılmıştır. Farklı cinsel rollere ait davranışlar tepki alır. Eşcinselliği yaşam tarzı olarak benimseyen kişiler, toplumca önemli kabul edilen yapılar nedeniyle, baskı altına alınırlar. Eşcinseller, toplumumuzda, dini, toplumsal ahlak ve sosyal alanlarda çok ciddi baskılar yaşar. Eşcinsel duygulanımı olanlar içsel çatışmalara itilmekte, kendi duygu-durumlarını kabul süreçleri çok uzun sürmekte ve homofobik özellikler yerleşmektedir. Bu nedenle, gizli saklı bir yaşam tarzını benimsemek zorunda kalmaktadırlar.

 

Eşcinsellikle ilgili bazı yanlış inanışlar (Mitler)

Eşcinsellik ve eşcinseller ile ilgili toplum içinde yaygınlaşmış şehir efsaneleri ya da mit olarak isimlendirebileceğimiz bazı yanlış inanç veya düşünce kalıplarından söz etmek yerinde olacaktır. Bunların bazıları;

 

ü      Erkek eşcinseller kadınlığa özenir, onlar gibi davranır ve kadınsı hareketleri ile tanınırlar.

ü      Eşcinsel erkekler, tüm erkeklerin, cinsel tercihleri ne olursa olsun  peşinde koşar.

ü      Eşcinsel erkekler sadece pasif rolde cinsel ilişki kurarlar. Eşcinsel ilişkide aktif rolde olanlar heteroseksüeldir.

ü      Eşcinsel bir ilişkide anal seks kuraldır.

ü      Evlendirilirse eşcinsel kişi düzelir, yaşamını heteroseksüel olarak sürdürür.

ü      Tüm efemine davranış sergileyen erkekler eşcinseldir.

Bu sayılanlara daha pek çok mit eklemek mümkündür.

 

Eşcinsellerin yaşadıkları sorunlar;

Birey eşcinsel olduğunu fark ettiğinde, kendini toplumdaki diğer bireylerden farklı olarak algılar, kendini yalnız hisseder. Eşcinsel olduğunu açıkladığında, ailesinden tepki alıp, kendisini reddetmelerinden korkar. Arkadaş çevresinde kendisini dışlayacaklarını veya alay edeceklerini düşünür. İşinden atılacağı, işsiz kalacağı şeklinde, geleceğe yönelik kaygılar taşır. Yaşadıkları duygulanımlar nedeniyle kendilerini günahkar olarak değerlendirir ve vicdan azabı çeker.

Zaman zaman karşılaştıkları şiddet ve ayrımcılık tehdidi, eşcinsellerin bireysel gelişimi için ciddi bir engel oluşturur. 1989’daki bir araştırma, eşcinsel oldukları için erkeklerin %5’inin, kadınların  %10’unun küfre ve fiziksel şiddete maruz kaldığını, toplam olarak %47’sinin farklı şekillerde ayrımcılığa maruz kaldıklarını göstermiştir. Erkek eşcinseller için askerlik konusu da, ciddi bir sorun olarak algılanmaktadır.

 

Toplumun eşcinsellik hakkında bilgilendirilmesinin önemi

Toplumu eşcinsellik alanında bilgilendirmek çok önemlidir. Eşcinsellik konusu, bu bilgisizlik nedeniyle, bireylerde her bilinmeyene duyulduğu gibi korku ve kaygı yaratabilmektedir. Hatta asıl bu kaygılara, edinilmiş yanlış bilgiler neden olmaktadır. Kişiler kendilerinde, yakın çevrelerinde veya ailelerinde eşcinselliği fark ettiklerinde, bu nedenle hoş olmayan yaklaşımlar gösterebilmektedir. Aslında bu insanlarla birlikte yaşadıklarını bir tür görmezden gelmeyi tercih etmekte, karşılaştıklarında da nasıl davranacaklarını bilememektedirler. İşte bu durum, eşcinsel bireylerin kendilerini gizleme, çevrelerine belli etmeden bir yaşam kurmaya çalışmalarına, hatta bu eğilimi kendilerinde hissettiklerinde “kabul süreci”nin gereksiz uzamasına neden olmaktadır. Burada önemli olan, toplumun cinsellik alanında bilgilendirilerek, ön yargıların ortadan kaldırılmasına yardımcı olmaktır.   Tüm insanları cinsel yönelim ve eşcinsellik hakkında eğitmek önyargıları silecek gibi görünmektedir. Ancak bu şekilde birey ve toplum için travmatik yaşantıların ortadan kalkması sağlanabilecektir. Bu durum ayrıca eşcinsellikle ilgili, özellikle, kendi cinsel kimliğini sorgulamakta olan gençler için çok önemli bir kazanca dönüşebilecektir.

Eşcinsellikle ilgili doğru bilgilerin edinilmesi, hiçbir şekilde bireylerin cinsel yönelimini değiştirmeyecektir. Ancak gerçek anlamda, eşcinsel bireylerin kendilerine doğru ve olumlu yönde, kendi beklentilerine uygun bir yaşam tarzı oluşturmalarına yardım edecektir.

 

Eşcinsellere uygulanabilecek terapiler

Eşcinselliğini yaşayan bireylerde terapi içerikleri, kişilerin cinsel tercihlerini sorgulamak veya farklılaştırmak üzerine kurgulanamaz. Terapi, eşcinsel bireyin, kendisi ile ilgili duygulanımlarını veya çevresiyle ilgili sorunlarını bilimsel bir temelde çözümleme çalışması olarak ifade edilebilir. Bu terapileri ;

ü      Eşcinsel bireyin kendi cinsel kimliğini kabullenmesi, duygularını tanıması ve anlamlandırması,

ü       Eşcinsel bir kişi olarak yaşamını doğru değerlendirmesi ve gerekiyorsa yapılandırması,

ü      Eşcinsel kişinin ailesi ve çevresi ile ilişkilerini düzenlemesi, yaşadığı sorunları çözümlemeye çalışması,

ü      Eşcinsel kişinin duygusal ve ikili ilişkilerini gözden geçirmesi, bu alanda yaşadıkları problemleri çözümlemeye çalışması,

ü      Eşcinsel kişinin iş ve mesleki anlamda yaşadıkları sorunlar ile başa çıkabilmesi,

ve kişiye özel farklı pek çok alanda bireysel, çift ve grup terapileri yapılandırılabilir.

Eşcinsellik konusunda yılların tecrübesi ile İzmir ve Bodrum'da en etkili terapi yöntemleriyle kalıcı ve profesyonel çözümler için bize ulaşın.İzmir eşcinsel psikolog, izmir eşcinsellik psikoloğu, eşcinsel izmir doktor

Online başvuru sistemimizi kullanıp,

Uzmanımız Klinik Psikolog Evlilik Terapisti

Aile Psikolog Sinem Malkoç'dan randevu almak icin burayi tıklayınız.

aile psikolog