|

Doğumdan ölüme kadar ki yıllar içerisinde, en önemli dönem olarak nitelendirilen okul öncesi yaşlar, olumlu ve olumsuz bütün davranışların kazanılmasında çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü bu yaşlardaki davranışlar kalıcı olmakta ve kişinin ilerdeki sosyal yaşantısı başta olmak üzere, bütün yaşantıları üzerinde rol oynamaktadır.
Ergenlikten sonraki dönemlerde bireyin ilişkilerini sağlıklı olarak sürdürebilmesi, çocukluk yaşlarındaki olumlu davranışların artırılmasında veya olumsuz
davranışlar görülüyorsa bunların ya en alt seviyesine düşürülmesine ya da ortadan kaldırılmasına bağlıdır. Çocuklarda görülmesi muhtemel olan olumsuz davranışlar (ruhsal bozukluklar) bağımlılık, çocukluk şizofrenisi, dikkat eksikliği, enkoprezis, enürezis, hırsızlık, inat, kaçma, kaygı, kekemelik, kıskançlık, korku,otizm, öfke, parmak emme, pika, saldırganlık, tırnak yeme, tik bozuklukları, uyku bozuklukları, yalan, yeme sorunları olabilir.
Okul öncesi dönemde, çocuklarda başka ruhsal sorunlar da görülebilir. Fakat bunlar en sık görülebilecek olanlardır.
Çocuklarda görülen olumsuz davranışların en önemli nedenlerinden biri ailedeki ilgi, sevgi yoksunluğudur. Aile çocukla ilgilenmiyorsa, çocuk başka çocuklarla karşılaştırılıyorsa veya diğer kardeşleri ailede daha çok ön plandaysa böyle çocuklarda anormallikler görülmesi normaldir. Fakat bunların görülmesi normal olan zamanların dışına da sarkmışsa burada mutlaka önlem alınması gereklidir.
Örneğin; çocukta enürezis veya enkoprezisin belli dönemlerde görülmesi normaldir. Fakat çocuk 6 yaşına geldiği halde yine de bu davranışları gösteriyorsa çocuğun bir sorunu var demektir. Burada ilk görev ebeveyne düşmektedir. Anne baba bu konuda önlem almalıdır. Eğer bir sonuç elde edemiyorlarsa konu ile ilgili uzmana başvurmalıdırlar, o da faydasız kalıyorsa çocuk bir doktora götürülerek tedavi edilmelidir. Çocuklarda ki diğer sorunlarda da bu yol izlenerek,çekirdek halindeki sorunların daha sonra büyüyerek önce fidan, sonra da kocaman bir ağaç olması önlenmelidir.
Çocuk, doğduktan sonra ilk olarak ailesiyle karşılaşır. Anne babasıyla ilişki içerisine girer. Fakat aradan birkaç yıl geçtikten sonra sırasıyla; arkadaşlarıyla, okula başladığında öğretmenleriyle ve toplumdaki diğer insanlarla etkileşim içerisine girer. Çocuk için önceleri anne babası ve onların fikirleri önemliyken sonraları diğer insanlarda önem taşımaya başlar. Bu yüzden de çocukta herhangi bir sorun varsa, bu sorunun çözümlenmesinde aileye görev düştüğü kadar topluma da görev düşmektedir. Sorunlu olan çocuğa yakın olan bireylerin, ona yardımcı olabilmeleri için çocuğun sorunu hakkında bilgi sahibi olmaları gerekir. Eğer hiçbir bilgileri yoksa, rastgele uygulamalar sonucunda olumlu sonuçlar yerine çocuk daha da büyük çıkmazların içine girebilir.
İşte bütün bunların önlenmesi, başta anne babalar olmak üzere bütün toplumun bilinçlendirilmesine bağlıdır. Çünkü çocuklarımız geleceğimizdir. Gelecektedaha sağlıklı anne babalar, daha sağlıklı eşler, daha sağlıklı öğretmenler, kısacası daha sağlıklı bir topluma sahip olabilmek için bireylerle birebir ilgilenip onların sorunlarına en kısa zamanda çözüm yolları bulmakla sağlanabilir.
Çocuklar ruh sağlığı açısından birçok karmaşık özellikler içermektedir. Herşeyden önce çocuk yetişkin bir insanın küçük bir örneği değildir.Bunun için onun davranışlarını erişkin insan davranışlarından farklı değerlendirmek gerekir. Çocuklar tüm davranışlarında kendine özgü nitelikler gösterdiği gibi her yaş çocuğunun da davranışları değişiktir. Bir çocuğun ruh sağlığını değerlendirirken bulunduğu yaşa ait ruhsal gelişim özelliklerinin iyi bilinmesi gerekir. Örneğin inatçılık dönemindeki çocuğun davranışlarının normal olduğunu bilen bir anne paniğe kapılmayacak ve çocuğun gelişimini olumsuz etkileyecek yanlış davranışlar içinde bulunmayacaktır.

Çocuk bakılmak, kollanmak ve korunmak ister.Sürekli bir deneme ve öğrenme içerisindedir. Çevresindeki olayları gerçeğe uygun olarak değerlendirmekte güçlük çeker ve anlayamadıkları olayları hayal güçlerinin yardımı ile açıklarlar. örneğin öcü ile korkutulan çocuklar, öcünün gerçekten varolduğunu sanırlar.
Çocuklar bencildir , dürtü ve isteklerini dizginlemeyi , ertelemeyi bilmez. İsteklerinin anında karşılanmasını isterler. Çocuk benmerkezlidir, olayları kendi çevresinde dönüyormuş gibi değerlendirirler. Oyuncaklarını paylaşmak istemez çünkü paylaşırsa arkadaşı tarafından sahipleneceğini düşünür.Arkadaşının oyuncağının da gerçekte ona ait olduğunu kabullenmek istemez.
Çocuğun duyguları hızlı iniş ve çıkışlar gösterir.Ağlamaktan gülmeye, sevinçten kızgınlığa bir anda geçebilir. Duygusal tepkilerini davranışları ile ortaya koyar. İsteği yerine getirilmediği zaman ağlar, ayağını yere vurur.
Çocukta somut düşünce hakimdir. Soyut kavramları, atasözleri, fıkraları anlamakta zorluk çeker. Saat ve gün kavramı gelişmemiştir.Soyut konuşmaları somut olarak düşünür. Melek, peri dev gibi masal kahramanları onun için gerçektir. Canlı cansz ayrımı yapamazlar, çevresindeki eşyalar onun için canlıdır.
Çocuk büyüsel düşünceye inanır. anne "ölürsün inşallah" derse bunun gerçekleşeceğini düşünür.
Çocuklar korku ve kaygılarını abartılı yaşarlar. Anne ve babadan ayrı kalmaya hiç katlanamazlar. Uzun süreli ayrılıklar çocuğu tedirgin eder ve sarsar. Çocuklar hırçınlaşırlar, uyku bozuklukları hatta kekelemeler ortaya çıkar. Çocuğun kimlik gelişiminde ve ruhsal yapısında ortaya çıkabilecek sorunlara zemin hazırlamamak için iş dönüşü baba veya anne tarafından zorunlu durunmlar dışında çocuk kendi evine alınmalıdır. Eğer iki çocuk varsa ikisi de kendi evine alınmalıdır. Bu gibi durumlarda büyükanneye bırakılan çocuk " beni sevimyorlar, istemiyorlar, attılar" diye düşünmeye başlar. Bu da onun kimlik gelişimini, benlik saygısını, kendine güvenini olumsuz yönden etkiler.
Çocuklar çeşitli olumsuzluklara maaruz kalsalar bile yeni durumlara kolay uyum sağlayabilirler. Çocuklar duygusal iniş çıkışları farkederler. Annenin huzursuzluğunu farkederler, bu da onda ağlama, öfke nöbetleri, beslanme ve uyku problemleri ortaya çıkarabilmektedir. Çocuklar aileyi etkileyen üzücü olaylardan tüm bireylerden daha fazla etkilenmektedirler. Boşanmlar ve aile kavgaları çocuğun ruh sağlığını tehdit eden durumlardır. Ancak bu gibi durumların çocuklardan saklanması da sakıncalıdır.Kendisiyle konuşulmayan çocuk bilinmeyene karşı korku, kaygı ve panik yaşar.
Çocuğun geçirdiği gelişim dönemlerini bilmek ruh sağlığı için de önemlidirBu dönemlerin özelliklerini bilen aileler paniğe kapılmayacaklar ve çocuklarını zorlamayacaklardır. Eğer çocuk yaşına göre olması gereken dönemden geri kalmışsa, yada göstermesi gereken davranışları göstermiyorsa , bu konuda bilgili olan anne ve baba çocuklarına nasıl yardım edeceklerini ve ne tür desteğe gerek olabileceğini bulabileceklerdir. Uyumlu bir kişilik için gelişim basamaklaarının uygun aşılması etkili olabilmektedir. Kişiliğin temeli ilk beş-altı yaşında atılılmaktadır. Bunun için çocukluk yaşantılarının bilinmesi, kişinin ruhsal uyumsuzluklarının ve sorunlarının aydınlatılması bakımından önem taşır.
Ruhsal gelişim dönemleri bıçakla kesilmiş gibi kesin çizgilerle ayrılmaz.Bir önceki dönemin özelliklerini belli bir süre yeni gelinen dönemde de devam eder. Çocuk bu dönemlerde kazandığı yetenekleri özümleyerek kişiliğini oluşturur. Bir dönemdeki geri kalma veya yanlış öğrenme sonraki dönemleri de olumsuz etkileyecektir.
Ayrıca bakınız.

|